Ulusal İstihdam Strateji belgesinde istihdamın korunması ve artırılması bakımından 7 öncelikli sektör belirlendi. Önümüzdeki dönemde dijital ve yeşil dönüşümü gerçekleştirebilen sektörlerde kadın ve genç istihdamının da artması öngörülüyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından önceki gün tanıtımı yapılan Ulusal İstihdam Strateji belgesinde 2025- 2028 döneminde istihdama yönelik yapılacak çalışmalara ilişkin yol haritası belirlendi. Bu dönemde çalışmaların odağında dijital ve yeşil dönüşüm ile kadın ve genç istihdamının artırılması yer alacak.
Strateji belgesinde tekstil ve hazır giyim, otomotiv, çelik – alüminyum, kimya, makine, elektrik ve turizm sektörleri öncelikli sektörler olarak ele alındı. Ayrıca bilgi iletişim teknolojileri ile tarım sektörüne de geniş yer verildi. Öncelikli sektörler belirlenirken mevcut istihdam sayılarının yanı sıra gelişme potansiyelleri ve ileri – geri bağlantı etkileri dolayısıyla beklenen katkıları da dikkate alındı.
TEKSTİL VE HAZIR GİYİM SEKTÖRÜ İSTİHDAMINDA DARALMA RİSKİ
Strateji belgesinde tekstil ve hazır giyim sektörünün diğer imalat sanayi sektörlerine kıyasla kadın ve genç istihdamının yüksek olduğu, ihracat potansiyeli açısından öne çıkan ve bu nedenle yeşil ve dijital dönüşüm gibi modernizasyon süreçlerine daha hızlı adapte olabilen, emek yoğun bir sektör olarak stratejik öneme sahip olduğu vurgulandı. Sektör istihdamında 2015-2016 yıllarında kaydedilen sınırlı azalışa rağmen, 2020 yılında yaşanan Covid – 19 küresel salgını da dahil olmak üzere 2023 yılına kadar genel olarak istikrarlı bir artış eğilimi görüldüğü belirtildi. 2023 yılında maliyet artışları ve başta Avrupa Birliği olmak üzere ihracat pazarlarında talep daralması gibi faktörler nedeniyle sektördeki istihdamın yaklaşık 113 bin kişi azalarak 1 milyon 200 bin seviyesine gerilediği belirtildi.
Son 10 yıllık dönemde tekstil ve hazır giyim sektörünün toplam istihdam içindeki payı yüzde 6,4’ten yüzde 5,6’ya geriledi. Uzun vadede yeşil dönüşüm, otomasyon ve dijitalleşme gibi faktörlerin etkisiyle sektörde istihdam daralması yaşanabileceği öngörüldü. Sektördeki işlerin daha yüksek beceriler gerektirecek şekilde dönüşmesi, özellikle özel politika gerektiren gruplar başta olmak üzere çalışanların bu dönüşüme uyum sağlayamaması durumunda, istihdamda kapsayıcılığın azalması riskinin artacağı kaydedildi. Bu riskin, sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyinin nispeten düşük olduğu bölgelerde işgücü piyasalarını daha fazla zorlayabileceği değerlendirildi. İstihdamın ulusal ve bölgesel düzeyde korunabilmesi için mevcut işgücüne yönelik beceri geliştirme ve kazandırma programlarının artırılması gerektiği belirtildi.
OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE KADIN İSTİHDAMI ARTIYOR
Otomotiv istihdamda önemli gelişmeler beklenen sektörler arasında yer alıyor. Yüksek katma değer yaratması, geniş hammadde kullanımı ve yan sanayi ile tetiklediği üretim sayesinde ihracata ve istihdama katkısı fazla olan sektörün, ülke ekonomisi açısından önem arz ettiği kaydedildi. Son on yıllık süreçte otomotiv sektöründe istihdamın, 2018 yılı hariç her yıl istikrarlı şekilde artarak 2023 yılında 343 bin 800’e ulaştığı vurgulandı. Sektör istihdamındaki artışın kadınlar ve kısmen gençler lehine gerçekleştiğine dikkat çekildi. Okul sektör işbirliklerinin geliştirilmesinin sektörde kadın ve gençlerin de dahil olduğu kapsayıcı istihdamın sürdürülebilirliği açısından önem arz ettiği kaydedildi.
DEMİR – ÇELİK SEKTÖRÜNDE YEŞİL DÖNÜŞÜM ETKİSİ
Bu iki sektör Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) kapsamında olduklarından yeşil dönüşüm konusunda erken aksiyon alınması beklenen sektörler arasında yer aldığına dikkat çekildi. Belgeye göre, çelik sektöründe istihdam son 10 yılda yüzde 27 oranında artış göstererek 180 bin 400’e ulaştı. Sektörün SKDM başta olmak üzere düşük emisyonlu ve çalışan haklarına saygılı üretimi gerektiren yeni uluslararası ticaret düzenlemelerine hızla uyum sağlayarak uluslararası rekabet gücünü artırmasının, istihdamdaki yukarı yönlü eğilimin korunması açısından önem arz ettiği belirtildi. Sektörde beklenen yeşil dönüşümün kadın ve genç istihdamı açısından yeni fırsatlar yaratabileceği değerlendirilmekle birlikte bunun için kadın ve gençlerin sektöre yönelik ilgi ve becerilerini geliştirmek amacıyla tedbirler alınması gerektiği dile getirildi.
GENÇ İSTİHDAMINI ARTIRMAK İÇİN OKULDAN İŞE GEÇİŞ DESTEKLENECEK
Alüminyum sektöründe istihdamın on yıllık dönemde yüzde 30,6 artarak 110,9 bine ulaştığı belirtilen belgeye göre, bu sektörde kadınların ve gençlerin istihdam oranları sırasıyla yüzde 16 ve yüzde 22 düzeyinde. Bu oranlar sektörün yeşil dönüşüm sürecinde kapsayıcı istihdamı geliştirme noktasında avantaja sahip olduğunu gösteriyor.
Yeşil dönüşüm düzenlemeleri dolayısıyla orta vadede önemli değişiklikler beklenen kimya sektöründe, istihdam düzeyinin son 10 yılda istikrarlı bir şekilde artış gösterdiği vurgulandı. Sektörde üretilen bazı önemli ürünlerin yakın gelecekte SKDM kapsamına alınması beklendiği, bu durumun, sektörde istihdamın korunması ve geliştirilmesi için beceri uyumunu sağlamaya yönelik tedbirler alınmasını önemli kıldığı dile getirildi. Sektörde genç istihdamının artması için okuldan işe geçişi kolaylaştırmaya ve desteklemeye yönelik politika tedbirlerinin geliştirilmesi gerektiği değerlendirildi.
Makine sektöründeki istihdamın, 2018, 2019 ve 2023 yıllarında yaşanan azalışlara karşın uzun vadede güçlü bir artış eğilimi gösterdiği kaydedildi. Sektörde on yıllık dönemdeki istihdam artışı yüzde 66,8 olarak gerçekleşti.
Elektrik sektöründe istihdam son 10 yılda yüzde 77 oranında artarak 110 bine ulaştı. Elektrik sektöründe işletmelerin çoğunlukla büyük ölçekli ve kurumsal yapıda olmasının, kapsayıcı istihdamın geliştirilmesi adına önemli fırsatlar sunduğu vurgulandı. Bu fırsatları en iyi şekilde değerlendirmek için, sektörde cinsiyet dengesinin sağlanması, genç istihdamının artırılması amacıyla etkili işbirliklerinin geliştirilmesi ve buna yönelik tedbirlerin büyük önem taşıdığı kaydedildi.
SKDM VE KSDTD’YE UYUM İHRACATI DA ETKİLEYECEK
Otomotiv, kimya, çelik, tekstil ve hazır giyim sektörlerinin 2023 yılında Türkiye’nin ihracat performansında kritik bir rol oynadığı, elektrik sektörünün ise ihracatçı sektörlere önemli düzeyde girdi sağlayarak bu performasa dolaylı olarak katkı sağladığı vurgulandı. Türkiye’nin ihracat pazarındaki güçlü bağı göz önüne alındığında, özellikle AB’nin üretimin sosyal ve çevresel boyutlarını dikkate alan sürdürülebilirlik odaklı ticaret politikaları ve düzenlemeleri, bu sektörler için ayrı bir önem taşıdığı belirtildi. SKDM ile Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespit Direktifi (KSDTD) gibi düzenlemelere uyumun, sektörel rekabet gücünün korunması ve artırılması açısından stratejik bir gereklilik olarak değerlendirildiği ifade edilen raporda şöyle denildi:
“Her ne kadar belirtilen sektörler yakın gelecekte yüksek dönüşüm maliyetlerine maruz kalabilecek olsalar da dönüşüm gerekliliklerine uyum sağlama konusunda kaydedecekleri gelişmelerin ülke ihracatı üzerinde önemli etkiler yaratması beklenmektedir. Bahse konu sektörlerin, sürdürülebilirlik ve sosyal uyum standartlarına adaptasyon sağlayarak, Türkiye ekonomisinin uluslararası ticaretteki rekabet gücünü artırma fırsatı sunabileceği göz ardı edilmemelidir.”
TURİZM SEKTÖRÜNE ÇALIŞMA KOŞULLARI AYRINTISI
Strateji belgesinde, turizm sektörünün çok katmanlı ve emek yoğun yapısıyla, olağan dışı ekonomik ve toplumsal gelişmeler ile iklim ve doğa olaylarına karşı yüksek duyarlılık gösteren sektörler arasında yer aldığına dikkat çekildi. Sektörün dayanıklılığının artırılmasına yönelik çalışmaların, sektörde istihdamın sürdürülebilirliği açısından önem arz ettiği belirtildi. 2023 yılı itibarıyla 571 bin kişiye istihdam sağlayan sektörde çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve istihdamın sürekliliğinin sağlanmasının sektörü güçlendireceği vurgulandı.
Söz konusu tüm sektörlerin dönüşüm süreçlerine uyumunu sağlamak için ortak gerekliliklerden birinin işgücünün beceri uyumunun sağlanması ve değişen üretim süreçlerine adapte olunması olduğu belirtildi. Artan beceri açığı riskinin yönetilebilmesi için mevcut ve potansiyel işgücünün gerekli becerilerle donatılması ve tüm düzeylerde eğitim programı tasarımlarının değişen talep koşullarına uygun olarak güncellenmesinin işgücü piyasalarının yapısal dönüşümü açısından temel bir gereklilik olarak değerlendirildiği kaydedildi.
Yazının orijinalini görmek için lütfen tıklayınız