Savaşın faturası işçiye

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), İsrail ve ABD’nin İran’a saldırısıyla petrol fiyatlarında yaşanan artışın
işsizliği 2026’da 0,1 puan, 2027’de 0,5 puan artıracağı tahmininde bulundu. ILO’ya göre 2026’da 5
milyon, 2027 yılında ise 20 milyondan fazla işçi işsiz kalacak. Reel işgücü gelirleri ise 2026’da yüzde 1,1,
2027’de yüzde 3 oranında azalacak. Habertürk’ten Ahmet Kıvanç’ın haberi

Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) hazırladığı yeni raporda İsrail ve ABD’nin İran’a saldırısı ile başlayan
Orta Doğu krizinin artan enerji maliyetleri, aksayan ulaşım yolları, tedarik zinciri baskısı, zayıflayan turizm
ve göç kısıtlamaları yoluyla küresel işgücü piyasalarını olumsuz etkilediği belirtildi. Savaşın işgücü
piyasaları üzerindeki etkisinin kapsamı ve süresinin durumun nasıl gelişeceğine bağlı olacağı kaydedildi.
Tam sonuçların ortaya çıkması zaman alacak olsa da şokun halihazırda birçok kanaldan yayıldığı ve
küresel ekonomide hala zayıf büyüme ve insana yakışır iş açığıyla karakterize edilen ortamda baskıların
kademeli olarak artmasının beklendiği ifade edildi.
20 MİLYON İŞSİZ
Raporda, petrol fiyatlarının 2026 yılı ocak-şubat başlarındaki ortalama seviyesinin yaklaşık yüzde 50
üzerine çıkması durumunda, küresel çalışma saatlerinin 2026 yılında yüzde 0,5, 2027 yılında ise yüzde 1,1
oranında azalmasının beklendiği kaydedildi. Bunun sırasıyla 14 milyon ve 38 milyon tam zamanlı eşdeğer
işe denk geldiği belirtildi. Yani, 38 milyon kişinin bir yıllık çalışma süresine eşdeğer kayıp anlamına
geliyor.
Rapora göre, işsizlik oranı 2026’da 0,1 puan, 2027 yılında ise 0,5 puan artacak. Bu da 2026 yılında ilave 5
milyon, 2027’de ise 20 milyondan fazla işsiz anlamına geliyor.
Raporda yer alan bir başka tespit ise petrol fiyatlarındaki yükselişin kalıcı olması halinde reel işgücü
gelirlerinin 2026’da yüzde 1,1, 2027 yılında ise yüzde 3 oranında düşebileceği oldu. Bu da işgücü
gelirlerinde sırasıyla yaklaşık 1,1 trilyon ve 3 trilyon dolar kayba denk geliyor.
Brent petrolün varil fiyatı 2026 ocak – şubat aylarında ortalama 68-69 dolar olarak gerçekleşti. Mart
ayında 102-103 dolar, nisan ayında 117-124 dolar olan Brent petrolün varil fiyatı mayıs ayında ise
ortalama 109 dolar oldu. Petroldeki mevcut fiyatlar yıl başındaki seviyenin yaklaşık yüzde 58 üzerinde
seyrediyor.
EN ÇOK ARAP ÜLKELERİ VE ASYA – PASİFİK BÖLGESİ ETKİLENİYOR
Savaşın en çok Arap devletleri ile Asya – Pasifik bölgelsini etkilemesi bekleniyor. Arap devletlerinde
işgücü piyasasına yönelik risklerin hem acil hem de büyük olduğu belirtilen raporda, savaşın
daha hızlı ve daha geniş etkilerini ölçmek amacıyla tasarlanan modele dayanan simülasyonlar
yapıldı. Buna göre, çalışılan saatler, gerilimin hızlı bir şekilde azaldığı senaryoda yüzde 1,3,
uzun süreli kriz senaryosunda yüzde 3,7 ve ciddi tırmanma senaryosunda yüzde 10,2 oranında
azalacak.

Ciddi tırmanma senaryosunun gerçekleşmesi halinde çalışılan saatlerde COVID-19 salgını
dönemindekinin iki katından daha büyük bir kayıp yaşanacak.
Arap devletlerinde istihdamın yaklaşık yüzde 40’ının ticaret, inşaat, imalat sanayii, tarım,
ulaştırma, konaklama ve yiyecek gibi yüksek riskli sektörlerde bulunduğu vurgulandı.
Asya ve Pasifik bölgesinde ise petrol şoku senaryosuna göre çalışma saatlerinin 2026’da yüzde
0,7, 2027’de ise yüzde 1,5 azalabileceği kaydedildi. Bölge ülkelerindeki reel işgücü gelirlerinin
ise yüzde 1,5 ve yüzde 4,3 düşebileceği tahmin edildi.
Asya – Pasifik ülkelerinin savaştan yüksek oranda etkilenmesinin sebebi olarak Körfez
ülkelerine en fazla işçinin bu bölge ülkelerinden gelmesi gösterildi. Savaşın başından beri işçi
sayısında keskin bir düşüş yaşandığı, Körfez’den kendi ülkelerine dönüşlerin arttığı ifade edildi.
Güney ve Güneydoğu Asya’daki birçok aile ve topluluk için hane halkı gelirinin önemli kaynağı
olan işçi dövizlerindeki akışların zayıflamaya başladığı, bazı ülkelerde daraldığı vurgulandı.
Raporda, “Kriz hem askeri opesayonları hem de havale akışlarını aksatırsa, etkileri menşe
ülkelerdeki tüketime, yoksulluğa ve yerel istihdama da yayılabilir” denildi.
Raporda, geçici bir enerji şokunun istihdamda uzun süreli etkiye yol açmasını önlemek için kayıt
dışı çalışanlar, göçmen işçiler, mülteciler ve küçük işletmeler başta olmak üzere en çok etkilenen
işçileri ve işletmeleri kapsayacak şekilde politikalar geliştirilmesi gerektiği belirtildi.

Yazının orijinalini görmek için lütfen tıklayınız